Arşivler: Eserler

  • TOMBALA

    İçim uğurlama treni
    Ruhum sağanak altında
    Kalbim,
    Yeni bir vagon!

    Birinci çinko;
    Yeni günde dua çeşmeleri
    Allah’ım sonsuz hazinen var
    Bedenime, kalbime, ruhuma şifa/
    İltimos/

    İkinci çinko;
    Bir insana elbet
    Bir insan yeter
    Üşüsü çekilmesiçün kanından
    Kimi leylaktır adı
    Kimi nilüfer
    Zati misk ü amber
    Sevilmenin tadı kokusu dahi dokusu
    — yol boyu gelincikler —
    Mutluluğu ıtırlar
    Adım adım adımlarrr
    Kırmızı, pembe ve kiraz;
    Erik de biraz!

    Üçüncü çinko;
    Izgaradan azat olmuş
    Yeşil zeytinlerrr
    Taze fırınlanmış mayıs çayı ile
    Tam yağlı Ezine peynirine
    Bir tutam çilek reçeli banıp
    Süre/y/a mutluluk bunlar da değil
    Mutluluk
    Sofrayı kurma
    Beraber yeme
    Yerken gülme
    Gülerken çayı püskürtme
    Bir deee tamam olsun
    Senin gönlün de
    Peynirin hiç bitmemesidir…
    Tombala!

  • PARKIN YEŞİLİNİ KOVALAR ŞİİRDİR

    Parkta iki salıncak olsa idi mekan,
    Zaman dışı canlı bir balık
    -olur muyduk papatya-

    Kırlarda gelincikler
    Rüzgârla dans eder iken
    Biz seninle bir şarkıda
    Yüpürgen nağmeler
    Şıkır mıkır hatta tıkır ezgilerrr
    /// acısı gül yarası fesleğen ///

    Gecesi yaz bir akşam
    Reyhan şerbeti içip serinleyen
    Yahut koruk suyu mu desem
    Tadı ağızda ekşi trak tirik turak
    Ya bu hâlde sen mengi ataşlarda yak/arak
    Atsan suya üşürüm
    Tutsan gökte düşerim
    Alsan gönlün içeri
    Oynar idik bir tur atabarı!

    Bu yerde çok belik kılınmış
    Demek çocuklar hep mutlu imiş

    Parkta uzun uzun kavaklar
    Dahi bolca mışmış var
    Parkta iki saksağan
    Demek bolca gülmek var!

    Parkın aynasında gördüm
    Baykuş çayına siyez simit bandı
    Bir çocuk salıncaktan
    Göğe kadar sallandı

    Tulpar sana ne gerek
    Tomris uyan/dır
    İki şişe sancıdır
    Bir yudum alasım gelir
    Dünya, yolcusu çok bir han
    Ömür, üç nefeslik can
    Biri aldım
    Biri sakladım
    Biri uçmakta;
    Tut, desem
    Bir ses hep boşluğa…

    İnsan bin sene içine içine konuşmuşsa
    Ve nihayet bir gün duyulunca
    Park uzun bir romanın
    Son kelimesi olur

    -ben bu yerge bir içimlik geldimdi/
    susamam bitti-